Bilim ve Teknoloji Fakiri Ülkelerin Problemi: Bilim yapmadan teknoloji üreteceğini düşünmek!

infographic-science-technologyDünyada 195 ülke var. Baktığınız zaman, bilim bakımından geri ülkelerin, teknoloji bakımından da geri olduklarını görürsünüz. Yani bilim ve teknoloji kol kola gider. Özellikle de biliminiz yoksa, kendi teknolojinizi üretemezsiniz.

Ülkemiz bilim ve bilim politikası hakkındaki bazı yazılarımı buradaburada, burada, burada, burada, burada, burada ve burada okunabilir…

Ülkemizde temel bilimlerin düştüğü acınacak durum herkesin malumu. Birçok üniversitede fizik, kimya ve biyoloji bölümlerinin kontenjanları % 20 seviyesinde. Bazılarında ise bu bölümler çoktan kapılarına kilidi vurdular bile…

Fizik, kimya, biyoloji ve matematik dersleri ağır dersler. Çok çalışmayı ve kafa patlatmayı gerektiriyor. Ancak, bu bölümleri tercih eden öğrencilerin çoğu başka bir bölüme yerleşemedikleri için buradalar!!!

Her ne ise konumuza dönersek…

Akademik dünyada şu lafları çokça duyuyorsunuzdur: “üniversite-sanayi projeleri”, “ürüne dönüşecek çalışmalar”, “ilaç üretimi”, “makine-teçhizat üretimi” vs…

yani, üretim, üretim, üretim…

Peki toprağa tohum ekmemiş isen ürünü nasıl elde edeceksin? Genetiği değiştirilmiş tohumu kartellerden ithal eder, eker ve ürünü alırsın. Fakat, ürünün kendisinde tohum oluşmadığı için bir sonraki sene yine tohum alman gerekir.

basic-sciencesMakineni, ilacını üretmek için rakamları ve harfleri yani matematiği, fiziği, kimyayı ve biyolojiyi bilen insanlara ihtiyacın vardır. Ancak, temel bilimler dediğimiz bu alanlar ne yazık ki günlük politikaların peşine takılmış ve “hemen şimdi” mantığına sahip ülkeler için gereksiz birer yük kabul edilirler.

Çünkü, bu alanların ülke ekonomisine doğrudan getirisi yok, ama götürüsü çoktur, uzun ve meşakkatli uğraşlardır. Laboratuvarları  makine teçhizatla döşeyecek,  bir ton sarf malzemenin harcanacağı yılları bulan deneyler yapacaksın. Eline ne geçecek? Kütüphanelerin raflarında yatan makale veya kitaplar. Boş ver gitsin…

Ancak kazın ayağı öyle değil?

Bilim ve teknoloji bir kültür işidir. Ürün eldesi,  ancak belli bir “bilim eşiğinin” aşılması ile mümkündür. O çıta ancak yoğun bilimsel araştırmalara dayanan nitelikli bilgi ve bulgularla aşılabilir. Bu olmazsa, yani bilgi sahibi olmadan ürün için yola çıkarsan, boş fikirlerin peşinden oradan oraya savrulursun…

Konuyu daha fazla uzatmadan, bu hafta ünlü bilim dergisi SCIENCE TRANSLATIONAL MEDICINE‘da çıkan bir Perspektifi sizinle özetleyerek paylaşmak istiyorum…

Konu, ilaçların keşfinde temel bilimlerin önemi…

Günümüzün en gözde ilaçları temel bilimlerdeki keşifler sonucu bulunanlardır. Bu çalışmaların çoğunda, araştırmacılar çalışmalarının ileride nasıl bir ürüne dönüşeceğinin bilincinde bile değildiler.

Bir ilacın ilk temel keşiften FDA onayına kadar geçen ortalama süre 32 yıl!

Örneğin, en etkili antihipertansif ilaçların bazıları, anjiyotensin dönüştürücü enzimin (ACE) inhibitörleridir. Bu ilaçlar ACE’yi inhibe ederek kan basıncını düşürürler. ACE’nin biyolojik etkisinin 1956’da aydınlatılması, ilk ACE inhibitörü olan Captopril‘in üretilmesini mümkün kıldı. Ancak 1939’da anjiyotensin keşfedilmemiş olsaydı  ACE’nin bulunması mümkün olmazdı.

Bir başka örnek, kanser tedavisi için onaylanmış ilk küçük moleküllü tirozin kinaz inhibitörü imatinib‘dir. Ticari olarak Gleevec adı ile pazarlanan imatinib 1992 yılında, Bcr-Abl füzyon geninin anormal kinaz aktivitesinin kronik miyeloid lösemiye sebep olduğunun anlaşılması ile üretilmiştir. Ancak, bu bulgu, 1950’de, ilgili lösemi hastalarının beyaz kan hücrelerinde keşfedilen ve Philadelphia kromozomu olarak adlandırılan anormal kromozoma dayanıyordu.

Bir diğer örnek, kandaki kolesterolü taşıyan düşük yoğunluklu lipoproteinleri (LDL) azaltmak için kullanılan statinlerdir. Bu ilaçlar kolesterol yolağındaki HMG-CoA redüktaz enziminin inhibitörleridir. Bu amaçla geliştirilen ilk ilaç lovastatin’in gelişterilmesi, 1950’lerde temel araştırmalardan gelen kolesterol biyosentez yolağının aydınlatılması ve 1974’te LDL reseptörünün keşfedilmesine dayanmaktadır.

AIDS hastalığında ilk etkili ilaç olduğu anlaşılan zidovudin, bu bulgudan 20 yıl önce bir anti-kanser ajanı olarak üretilmiştir. İlacın hedefinin revers transkriptaz olduğu ve böylece HIV-1 replikasyonu bloke ettiği daha sonra anlaşılmıştır.

Bazı ilaçlar sadece uygun hedefin aydınlatılmasına değil, aynı zamanda yeni bir teknolojinin icat edilmesine de bağlıdır. Buna en iyi örnek, monoklonal antikorların üretilmesi yöntemdir. Rituksimab, B hücreli lenfomanın tedavisi için bir anti-CD20 antikoru iken, trastuzumab, metastatik meme kanserini tedavi etmek için bir anti-HER2 antikorudur.

Yani ürünler belli bilimsel kanıtların bir araya gelmesi üzerine inşa edilir.

Kısaca ilaçların çoğunun keşfi, on yılları bulan temel çalışmalara dayanır. Bu süre, ilaç şirketlerinde resmi projeler başlamadan önce 20 yıllık bir “inkübasyon” dönemi (genellikle akademik alanda) anlamına gelmektedir. Yani, birçok önemli yeni ilaç bir ya da bir dizi temel keşif ve uzun yıllar alan temel çalışmalara dayanır. Böylece, “ne kadar çok bilirsek, o kadar çok yapabiliriz“.

Aşağıda iki önemli ilaç olan ACE inhibitörü CAPTOPRIL ve kanser kemoterapisinde kullanılan IMATINIB veya ticari adı ile Gleevec’in keşfinde temel bilmlerin rolünü ve uzun yıllara dayanan araştırmaları görebiliriz.

12


Bilim ve Teknoloji Fakiri Ülkelerin Problemi: Bilim yapmadan teknoloji üreteceğini düşünmek!” için bir yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s