COVID Kabusu: Ne Zaman Bitecek!

Hiç bir ölümcül pandemi sonsuza kadar sürmez. 1918 gribi tüm dünyayı kasıp kavurdu ve on milyonlarca can aldı. Ancak 1920’de buna neden olan virüs önemli ölçüde daha az ölümcül hale geldi ve yalnızca sıradan mevsimsel gribe neden olmaya başaldı.

1346’da Orta Asya’dan yayılan VEBA (Kara Ölüm) gibi bazı pandemiler daha uzun sürdü, Avrupa’ya yayıldı ve nihayetinde Avrupa, Orta Doğu ve Asya’nın bazı bölgelerinde nüfusun üçte birinin ölümüne sebep oldu. İnsanların bağışıklık kazanmasıyla, bu salgın da başladıktan yaklaşık yedi yıl sonra sona erdi.

Bilim insanları ve tarihçilere göre, veba‘ya neden olan bakteri (Yersinia pestis), virütüklüğünü veya ölümcüllüğünü asla kaybetmedi. Ancak, hala mevsimsel grip türü olarak gezegenimizde dolaşan 1918 grip salgınından sorumlu patojen, daha az ölümcül hale geldi. Muhtemelen, 2009 domuz gribi salgınının patojeni olan grip virüsü H1N1 da aynı akıbete uğradı.

Peki, Covid-19’a neden olan SARS-CoV-2 virüs de benzer bir akıbete uğrayacak mı? Bazı bilim insanları, virüsün bulaşmayı kolaylaştıracak şekilde çoktan evrimleştiği görüşünde. Ancak virülansta (ölümcül olmasında) olası bir düşüşe gelince, çoğu kimse bunu söylemek için çok erken olduğunu düşünüyor. Fakat geçmişe bakmak bize bazı ipuçları verebilir.

Dolaşımdaki patojenlerin zamanla giderek daha az ölümcül hale geldiği fikri çok eskidir. Bu fikir yıllarca geleneksel bir fikir haline geldi, ancak 1980’lerde araştırmacılar bu fikre şüphe ile bakmaya başladılar.

Yeni terorilerden birine göre, “mikropların en iyi konakçıları onaları en iyi yayanlardı. Ağır hasta insanlar çok fazla virüs saçıyor ve bu da başka insanlara virüsün bulaşmasını kolaylaştırıyordu”. Böylece, öldürücülük ve bulaşıcılık el ele giderken mikrop o kadar ölümcül hale gelir ki, bulaştığı insanı çok erken öldürür ve bu nedenle ondan başkasına artık yayılamaz. Bu durum, “bulaşma virülansı değiş tokuşu” olarak bilinir. En bilinen örnek, 1950’de Avustralya’ya tavşanlardan kurtulmak için getirilen bir patojen olan myxoma virüsüdür. Başlangıçta virüs, enfekte ettiği Avustralya tavşanlarının yüzde 90’ından fazlasını öldürdü. Ancak zamanla gergin bir ateşkes gelişti: Tavşanlar direnç geliştirdi, myxoma mikrobunun virülansı azaldı ve hem tavşanlar hem de mikrop dengede kaldı.

Diğer bir teori ise “virülans teorisi“. Bu teori, “mikrop ne kadar ölümcül olursa, yayılma olasılığının o kadar düşük olduğunu” öne sürer. Nedeni: Kurbanların hızlı bir şekilde hareketsiz hale gelmesi (örneğin Ebola) ve enfeksiyonu kolayca yayılamaması. Bu düşünceye göre, eğer bir mikrop, yayılması için hareketli bir konakçıya ihtiyaç duyarsa, öldürücülüğü zorunlu olarak azalacaktır. Eski geleneksel görüş gibi, virülans teorisi, birçok mikropun dolaşımda ve insan popülasyonuna adapte olurken daha az virülans geliştireceğini kabul eder. Bu teori ayrıca mikropların hepsinin kendi yayılma stratejileri olduğunu ve bu stratejilerden bazılarının mikropların yüksek virülans ve bulaşabilirliği korumasına izin verdiğini öne sürmektedir.

Stratejilerden bir dayanıklılıktır. Çiçek hastalığına neden olan variola virüsü dış ortamda oldukça dayanıklı kalmaktadır ve % 10 – 40 arası yüksek bir ölüm oranına sahip olabilmektedir. Bu ve buna benzer dayanıklı patojenlere “otur ve bekle” patojenleri deniyor. Bazı ölümcül enfeksiyonlar, çok hasta konakçılardan vektörler (pire, bit, sivrisinek veya keneler) ile yayılır. Kolera gibi diğerleri su ile yayılır. Hastane kaynaklı enfeksiyonlar, hastalara bakan veya hasta kişiler tarafından yayılır. 19. yüzyılın kadın hastanelerinde doktorlar doğum sonrası bir kadından diğerine doğum öncesi veya “çocuk yatağı” ateşi yaydığında olan buydu.

SARS-CoV-2 virüsü (sarı) ile ağır şekilde enfekte olmuş bir insan hücresinin (mor) elektron mikroskobu görüntüsü. Görsel: National Institute of Allergy and Infectious Diseases / NIH

Peki bu evrimsel teoriler, SARS-CoV-2 ve onun muhtemel akıbeti hakkında ne öneriyor? Yeni koronavirüsün dünya yüzeyinde yayılması hız kesmeden devam ederken, virüsün virülansında düşme olacak mı?

2002’den 2003’e kadar dünyada panik estiren ciddi bir koronavirüs salgını olan SARS, ilginç bir tezat sunuyor. Bu virüs, çok hasta olan insanlardan hastalığın son devrelerinde diğer insanlara bulaşıyor gibi görünüyordu ve yaklaşık 8.000 kişiyi enfekte etti. Zorlu bir küresel çabayla 774’ü daha sonra ölen bu hastalar izole edildi ve virüs tamamen yeryüzünden silindi.

Ancak, SARS-CoV-2’nin enfeksiyonun erken döneminde bulaşaşıcılığı onu SARS gibi kontrol etmeyi zorlaştırıyor. Çünkü, asemptomatik vakaların bile önemli miktarda virüs yayabildiği ve daha hasta insanlara maruz kalmanın bu riski daha da arttırdığı görülmektedir.

Bu nedenle, SARS-CoV-2 evriminin seyrinin “bulaşma virülansı değiş tokuş” modelini yansıtması pek olası görünmüyor. SARS-CoV-2’nin evrimsel akıbetini tahmin etmek için virüsün dayanıklılığına bakmak daha mantıklı gibi görünüyor. SARS-CoV-2 bulaşıcı partiküllerinin çeşitli yüzeylerde saatler ve günler arasında dayandığı dikkate alındığında, bu virüsün influenza (grip) virüsü kadar dayanıklı olduğu anlaşılıyor. Bu nedenle bazı araştırmacılar, SARS-CoV-2’nin virülansının, mevsimsel gribe çok benzer seviyelere ve tipik ölüm oranının yüzde 0.1’e düşeceğini iddia ediyor.

Ancak SARS-CoV-2’nin böyle bir yol izleyeceğinden tam emin olunmamatadır. Mevcut ölüm oranlarındaki belirsizlikler, ülkeden ülkeye koronavirüs testindeki farklılıklar, bu enfeksiyonunn tam bir hesabını imkansız kılıyor.

Ancak son trendler, virüsün virülansında düşüş, bulaşıcılığında ise artış gösteriyor. Bu durum, virüste evrimsel bir değişim olduğunu düşündürüyor. Virüsün “D614G” olarak tanımlanan bir mutasyonu taşıyan bir suşunun, Wuhan’da çıkan ilk suşun yerini aldığını gösteren çalışmalar var. Hatta bu yeni suçun şu anda dünyadaki pandemiden sorumlu olan suş olduğu ve ilk Wuhan’da ortaya çıkan suşun ise artık hiç bir yerde bulunmadığı ileri sürülmektedir. Bu yeni türün orijinalinden daha bulaşıcı ancak daha az öldürücü olduğu öne sürüldü. Ancak, bu çalışmalar hücre kültürü üzerinde yapıldığından sonuçların dikkatle yorumlanması gerektiği vurgulandı. Çünkü, bir virüsün laboratuvardaki bulaşıcılığı ile insana bulaşıcılığı arasında önemli farklar olabileceği ileri sürüldü.

Birçok çalışmaya göre, yüksek bulaşıcılık genellikle daha düşük virülans ile ilişkilidir. SARS-CoV-2’nin bu yönde geliştiğine dair kanıtlarolacağı düşünülüyor. Ancak şu anda bu tür viral evrimi test, tedavi etmek zor görünüyor. Örneğin SARS-CoV-2 testi, pandemi öncesi dönemden daha kolay erişiebilir ve hızlı yapılabiliyor.

Veba gibi, Covid-19 gizli bir enfeksiyondur ve sonuçta daha düşük virülansa doğru evrimleşebilir. Vebaya neden olan mikrop olan Yersinia pestis, erken bağışıklık tepkisini bastırır, böylece enfekte insanlar kendilerini hasta hissetmeden önce günler boyunca seyahat edebilir ve enfeksiyon yayabilir. Benzer şekilde, SARS-CoV-2 ile enfekte olmuş kişiler, herhangi bir semptom yaşamadan önce başkalarına bulaştırabilir. Viral yayılmanın bu sinsi modu, daha düşük virülansın evrimini daha az olası hale getirebilir, çünkü enfekte olmuş ancak asemptomatik insanlar mükemmel mobil viral iletim sistemleri gibidir.

SARS-CoV-2’yi daha düşük virülansa doğru iten evrimsel bir süreç olmasa bile, virüsün zamanla insanları farklı şekilde etkileyebileceği düşünülüyor. Yani, SARS-CoV-2 daha az ölümcül olabilir. Bunun nedeni virüs değiştiğinden değil, çoğu insanın bağışıklığık geliştirmesinden olacaktır. Başka bir deyişle, virüse çocukken maruz kalırsanız (insanları özellikle hasta etmiyorsa) ve sonra tekrar tekrar yetişkinlikte marüz kaldığınızda yalnızca hafif bir enfeksiyon olarak atlatacaksınız. Bugün dolaşımdaki dört soğuk algınlığı (nezle) koronavirüsünün “insanlara hayvan konakçılardan geldiğini ve başlangıçta oldukça öldürücü olduklarını, ancak şimdilerde sadece soğuk algınlığı ve nezle ile enfeksiyonun atlatıldığını biliyoruz.

İnfluenza (grip) virüsleriyle karşılaştırıldığında, koronavirüsler daha kararlıdır ve önceden var olan bağışıklığa yanıt olarak gelişmeleri daha az olasıdır. Sonuç olarak, birçok uzman, güvenli ve etkili aşıların Covid-19 enfeksiyonundan kaçmak için en iyi şans olduğunu savunuyor. Bazılarına göre, virüs mevsimsel olarak ortaya çıktıkça yeni aşılama gerekebilir. Bunun nedeni, virüsün farklı olmasından değil, bağışıklık sistemimizin etkinlğini kaybetmesi olabilir.

Böyle bir sonuç, bu mevcut pandeminin sonunu getirebilir. Bu olsa bile, virüsün bazı versiyonlarının kalabileceği ve yaygın bir nezle virüsü veya ara sıra ölümcül bir salgın olarak, sonsuza kadar olmasa da uzun yıllar boyunca dolaşmda kalacağını göseteriyor.

Kaynak: UNDARK


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s