mRNA aşıları hem doğuştan gelen hem de sonradan kazanılan bağışıklık yanıtlarını yeniden mi programlıyor?

Hollanda ve Almanya’daki araştırmacılar, Pfizer-BioNTech’in koronavirüs hastalığı 2019 (COVID-19) aşısının, mRNA bazlı aşıların geliştirilmesi ve kullanımında dikkate alınması gereken “doğuştan gelen bağışıklık yanıtlarını karmaşık şekilde yeniden programlanmasına” neden olduğu konusunda uyardılar.

Jorge Domínguez-Andrés ve meslektaşları, aşının şiddetli akut solunum sendromu koronavirüs 2 (SARS-CoV-2) ve ardından COVID-19 ile enfeksiyonu önlemede %95’e kadar etkili olduğu gösterilmiş olsa da, aşının doğuştan gelen ve edinilmiş bağışıklık tepkileri üzerinde sahip olabileceği geniş kapsamlı etkiler hakkında çok az şey bilindiğini söylüyorlar.

BNT162b2 aşısının birkaç SARS-CoV-2 varyantına karşı etkili hümoral ve hücresel bağışıklığı indüklemedeki etkinliğini doğruladı. Bununla birlikte, aşının hem spesifik (SARS-CoV-2) hem de spesifik olmayan (viral, fungal ve bakteriyel) uyaranlarla uyarılmasının ardından doğuştan gelen bağışıklık hücreleri tarafından enflamatuar sitokinlerin üretimini de değiştirdiği gösterildi.

Aşılamanın ardından, doğuştan gelen bağışıklık hücreleri (örn. mast hücreleri, fagositler, makrofajlar, nötrofiller, dendritik hücreler, vd), Toll-benzeri reseptör 4 (TLR4), TLR7 ve TLR8’e karşı düşük bir tepki gösterirler. Bu bağışıklık hücrelerinin hepsi viral enfeksiyona karşı bağışıklık tepkisinde önemli rol oynarlar.

BNT162b2 ile aşılamanın SARS-CoV-2’ye özgü CD4+ ve CD8+ T hücrelerini aktive ettiği ve interferon-gama (IFN-y) gibi bağışıklık düzenleyici sitokinlerin üretimini arttırdığı bildirilmiştir. İlginç bir şekilde, BNT162b2 aşısı, TLR7 ve TLR8 agonisti R848 ile stimülasyonun ardından IFN-y üretiminin azalmasına sbep olmuştur. TLR7 ve TLR8 ligandları, viral enfeksiyona karşı bağışıklık tepkisinde kilit oyunculardır.

Aşılama ayrıca standart SARS-CoV-2 suşu veya farklı Toll benzeri reseptör ligandları ile stimülasyonun ardından proinflamatuar sitokinler (yardımcı T hücreleri ve makrofajlar gibi bağışıklık hücrelerinden ve iltihabı uyaran bazı diğer hücre tiplerinden salgılanan bir tür sinyal molekülleri) olan tümör nekroz faktörü-α ve interlökin-1β üretimini de azalttı.

Araştırmacılar, güçlü adaptif bağışıklık tepkileriyle birlikte, doğuştan gelen tepkilerin yeniden programlanmasının ya SARS-CoV-2 enfeksiyonuna karşı daha dengeli bir inflamatuar tepkiye ya da zayıf bir doğuştan gelen bağışıklık tepkisine katkıda bulunabileceğini söylüyorlar. BNT162b2 aşısının doğuştan gelen bağışıklık tepkileri üzerindeki etkisi, diğer aşılara verilen tepkileri de etkileyebilir.

Kaynak (değiştirilerek): The BNT162b2 mRNA vaccine against SARS-CoV-2 reprograms both adaptive and innate immune responses

EK OKUMA…

COVID-19’un Tarihçesi

Yeni insan koronavirüs hastalığı 2019 (COVID-19) ilk olarak 2019’da Çin’in Wuhan kentinde rapor edildi ve ardından küresel olarak yayılarak 1918 grip pandemisinden bu yana belgelenen beşinci pandemi oldu.

COVID-19’un ilk tanımlanmasından neredeyse iki yıl sonra, Eylül 2021’e kadar, 200 milyondan fazla onaylanmış vaka ve hastalık nedeniyle 4,6 milyondan fazla can kaybı olmuştu. 

İlk resmi COVID-19 vakaları, 31 Aralık 2019’da Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) Çin’in Wuhan kentinde “bilinen bir nedeni olmayan pnömoni vakaları” hakkında bilgilendirildiği zaman kaydedildi. 7 Ocak’ta Çinli yetkililer, bu vakaların nedeni olarak geçici olarak 2019-nCoV olarak adlandırılan yeni bir koronavirüs tespit etti.

Haftalar sonra, DSÖ hızla yayılan COVID-19 salgınını 30 Ocak 2020’de Uluslararası Önemi Haiz Halk Sağlığı Acil Durumu olarak ilan etti ve hastalığın adını resmi olarak COVID-19 koydu. Dokuz gün sonra, ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), ülkede COVID-19’dan ölen ilk kişiyi doğruladı. Kişi, Washington eyaletinde yaşayan ellili yaşlarında bir adamdı. 11 Mart’ta COVID-19, DSÖ tarafından bir pandemi olarak ilan edildi. Avrupa’da ise vakalar her geçen gün hızla yükselirken, İtalya 12-13 Mart arasındaki 24 saatlik dönemde eşi görülmemiş 250 ölümü kaydetti. Sonuç olarak, 13 Mart’ta DSÖ, Avrupa’nın pandeminin merkez üssü haline geldiğini ilan etti. Aynı gün ABD olağanüstü hal ilan etti.

Salgınla mücadele için tüm dünyada sıkı önlemler alındı. Sosyal mesafe ve seyahat kısıtlamaları, doğru el yıkama teknikleri konusundaki tavsiyeler Mart ayında yürürlüğe girmeye başladı. Bununla birlikte, bu önlemlerin yalnızca virüsün yayılmasını yavaşlatacağı tahmin edildi. 17 Mart 2020’de Moderna ile ilk COVID-19 mRNA aşısı denemeleri başlattı.

İlk kısıtlamaların COVID-19’un yayılmasını durdurmak için yeterli olmadığı açıktı. İngiltere’nin 26 Mart’ta evde kalma kuralını yürürlüğe koymasıyla çoğu bölgede kısıtlamalar hızla sertleşti. Birçok Avrupa ülkesi bu süre zarfında kendi ulusal karantinalarını uygulamaya koydu. 2 Nisan itibariyle, toplam küresel COVID-19 vakaları 1 milyona ulaştı.

Yaz boyunca birçok ülke, vatandaşlarının virüsün yayılmasını önlemek için maruz kaldığı kısıtlamalar nedeniyle vakalarda, hastaneye yatışlarda ve ölümlerde düşüş gördü. Ancak, 2020 yılının Ağustos ayında, yazın sonlarına doğru Lambda varyantı ilk olarak Peru’da keşfedildi. WHO’ya göre, bugüne kadar bu varyant en az 29 ülkeye yayıldı.

Bir ay sonra, Alpha varyantı ilk olarak Eylül 2020’de İngiltere’de tanımlandı. Bu varyantların keşfi anlamlıydı, virüsün evrimleşmekte olduğunu gösterdi. Sonuç olarak, semptomlar ve hastalık sonuçları değişiyordu. Kanıtlar, örneğin, Alfa varyantının kötü COVID-19 sonuçları açısından yüksek bir risk oluşturabileceğini göstermiştir.

Bu yeni varyantların ortaya çıkmasıyla birlikte birçok ülkede COVID-19 vakaları yeniden yükselmeye başladı ve 29 Eylül 2020 itibariyle 1 milyon COVID-19 ölümü gerçekleşti.

Aşılar rekor sürede geliştirildi. 9 Kasım’da yapılan denemeler, Pfizer ve BioNTech aşılarının %90’ın üzerinde etkili olduğunu gösterdi ve Moderna aşısının da sadece bir hafta sonra 16 Kasım’da aynı oranda etkili olduğu kanıtlandı. Bir hafta sonra, yani 23 Kasım’da Oxford Üniversitesi ve AstraZeneca COVID-19 aşılarının etkili olduğu gösterildi.

Kısa bir süre sonra, Delta varyantı ilk olarak Aralık ayında Hindistan’da keşfedildi. Birleşik Krallık gibi bazı ülkelerde vakalardaki artışın körüklediği, varyantların potansiyel artan bulaşıcılığına ilişkin endişeler, birçok hükümeti bir kez daha karantina önlemlerini bir dereceye kadar güçlendirmeye zorladı.

Son olarak, 31 Aralık 2020’de DSÖ, Pfizer/BioNTech aşısını aşısı için ilk acil kullanım onamını verdi. 

O zamandan beri, Moderna aşısı ve Oxford/AstraZeneca aşısı da kullanım için onaylandı. 27 Nisan 2021 tarihi itibariyle 1 milyar doz COVID-19 aşısı yapılmıştır. Tüm ülkelerde aşıların sürekli olarak piyasaya sürülmesi, pandemiyi kontrol altına almak ve gelecekteki salgınları önlemek için hayati önem taşımaktadır.

COVID-19 pandemisinin hikayesinden çok şey öğrenilebilir ve öğrenilen birçok umut dersi bizi gelecekteki bulaşıcı hastalık salgınlarına hazırlayacak ve gelecekteki olası pandemileri önleyecektir.


mRNA aşıları hem doğuştan gelen hem de sonradan kazanılan bağışıklık yanıtlarını yeniden mi programlıyor?’ için 2 yanıt

  1. Hocam aynı makalede “TLR7 ve TLR8 agonisti R848 ile stimülasyonun ardından IFN-y üretiminin azalmasına sebep olmuştur” diyor ve ayrıca “inaktif influenza ile stimülasyonunun ardından IFN-y üretiminin artmasına sebep olmuştur” da diyor.

    Beğen

    1. TLR7 ve TLR8’leri agonist (teşvik deden) bir molekülle yani R848 ile aktive ettikten sonra, aşıyı yaparsan aktivitesi azalıyor…. İnaktif influenza aşısında ise koronavirüse göre durum tam tersi…

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s